10 Kasım 2012 Cumartesi

Ve İnsan Aldandı - Bitmeyen Hikâye

Konuk yazarımız SarkKatresi tarafınan yazılmıştır.

İlk bölümü izlemek bugün nasip oldu.
Her ne kadar klasik de olsa iyi yapıldığı sürece hep izlenecek bir konu seçilmiş.
Görüntü kalitesiyle, sahneler arası geçişlerle, geçmiş anlatımıyla, kenar mahallelerin doğallıklarıyla(sokak aralarında top oynayan çocuklar, otobüsteki tiplemeler vb.) hafif sinema tarzı katılmış sanki.. Özellikle çocukluk zamanlarının anlatıldığı sahneler.. Benim beklediğimden kaliteli olmuş velhasıl.


Jeneriği Türkiye’de ilk kez Steadicam tekniğiyle(O da neymiş =) hazırlanan dizi olarak geçiyor.
Başrollerden sonraki isimler gerçekten hızlı geçmiş. "Ertan Kılıç"ı görene kadar akla karayı seçtim..
Müzikler kaliteliydi. İşi 2-3 müzik üzerinden yürütmeyeceklerini gösterdiler. Samanyolu son 1-2 yılda bu işi ilerletti bence.(Bkz:Farklı Desenler)

Ayçin Tuyun & Yunus Emre Yıldırımer..
Bilmiyorum ama ben hoş bir enerji aldım bu ikiliden..
Bazen yapmacıklığa kaçan konuşmalar olsa da toparlayacaklarını ümit ediyorum.
[Bkz:"Merhaba, fakir çocuk" tam yazı diliyle söylenen bu sözü duyduğumda gülmekten kendimi alamadım.]
Bu ikili Ayçin Tuyun'un diğer rol arkadaşları (Orhan Bıyıklı, Rahman Görede) ile olan uyumluluğuyla kıyaslandığında benim gözümde ilk bölümden 2'ye katlamış vaziyette. Karakterlerinden mi kaynaklanıyor bilmem oyuncu seçimi yerinde olmuş diye düşünmekten alamadım kendimi..
"Bizim G.G.'nin yağız oğlanı Bilal" tamamen değişmiş, sevimli, komik bence bir o kadar da doğal bir karaktere bürünmüş. "Doğruluk Ekseni'nin gözünden yaşı eksik olmayan Sırma'sı" da yine kederli yine kederli.. Bu kız bu rolden kurtulamayacak.. Bu dizinin geçen sezonlardaki Firuze, Ebru ve Fidan rollerinde de kederliydi ya.. Haydi hayırlısı..

Yine fettan bir anne.. Bu İkbal Hanım farkında olmadan Şeytanın en iyi avanelerinden olacak gibi ya..
Belirtmeden geçemeyeceğim ev çok güzeldi. Jenerikte bu evin uzun uzun gösterilmesi dizi setinin bir süre orada bulunacağı izlenimini verdi bana.. Ama Ömer'in babası evi satın aldıktan sonra orada kalmalarına izin verse bile İkbal'in gururu buna müsade eder mi ya da Ömer ailesiyle oraya mı taşınır?.. Bilemeyeceğim. İkisi de uzak ihtimaller gibi görünüyor.

Ertan Kılıç'ı kısa bir süre görebildik. Ama anladığım kadarıyla Nusret, kardeşinden de babasından da daha paraya düşkün olacak.. Muhtemelen dizinin "Hırs" ayağı bu karakter üzerinden işlenecek.

Hayal'in (eski) nişanlısı Saygın 'dan da kısacık bahsetmeden geçemeyeceğim.
Fragmandan anladığım kadarıyla tam bir "saplantılı aşık" gibiydi. Ama şak diye yüzüğü atması beni şaşırttı.
Hep 2. şahıslar kötü olmak ya da en azından bir kere olsun karşıdakine kötülüğü dokunmak zorunda mı?
Gerçekten iyi biri olsaydı, gerçekten sevseydi kızı.. Biz de seyirci olarak kıyamasaydık, iki arada bir derede kalsaydık.. Daha iyi, daha farklı, daha duygulu olurdu bence..

Son olarak..
Aklım Hayal ve Ömer'in ilerideki çocuğuna takıldı..
"Onlardan doğacak çocuk cihan için kurtuluş olacakmış. Dünyaya inancın sesi soluğu olacakmış." diyor şeytan.
"Kim ola ki?" dediğimde aklıma gelenler..

Velhasıl, genel olarak iyiydi.
Daha iyi olması dileğiyle..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder