15 Temmuz 2014 Salı

İşte ‘Mehdiyet’ sırrı! Kur’an ve ‘hidayet’!


Sükûnet! Bildiklerimizi unutup sadece okumak, 'oku'yabilmek! Yürümek! 'Hakikat'e doğru! 'Bir' yolculuk işte! Huzur sohbetleri gibi! Ama içinden! Söze 'hiç' getirmeden! Rabbinle birlikte! 'Bir' sır gibi! 'Var' mısınız? 'Yok' musunuz? Yoksa 'bir' 'hiç' misiniz? Hadi!

Gecedir ya! Birbirimizi biliriz! Secdelerde! Tüm secde kardeşleri! Tek 'bir' ruh gibi! Öyle değil mi? Öyle elbette! Tek 'bir' ruh!

Allahu Ekber!

'Şimdi' 'bir' dünya halinden çıkıp, 'bir' Cennet hali içine gireriz! Hep birlikte! Rabbimizin iziniyle!

'Söz' yoktur! Kelime! Bir harf! Tek bir harf bile yoktur! Ama hissettiklerimiz birdir! Cennet'te de böyleydi! Ses yoktu! 'Söz' insanın kendisiydi! İnsan düşünmüyor artık! Merak etmiyor! Biz, Cennet'te 'söz' insanın kendisiydi derken 'aslında' ne söylemek istiyoruz! Yok! Hiçbir tefekkür yok! Kayıp giden anlar! O anların içinde insan yok! Zamansız! İnsansız bir dünya! Ama günah çok! Şeytan, insanın yerine yaşıyor o geçip giden anları! İç içe 'şey'ler! Şeysiz tek bir an yok! Ancak secde! Ey secde kardeşleri! Sır burada!