20 Mart 2015 Cuma

Sosyal İnsan


Eskiden aşık gençler, çeşmenin başında su dolduran sevdiceğini izlermiş ya da balkondan ne zaman görürüm diye evin çevresinde dolanırmış. Zaman öyle bir hızla ilerledi ki artık böyle şeylere gerek kalmadı. Şimdiki aşık genç, sevdiceğini facebook'dan durum güncellemesiyle ruh halini, instagram'dan tekrar bakabileceği fotoğraflarını like'lamakla ve hemen bulabileceği Swarm ile yada anında mesajlaşabileceği Whatsapp uygulamasıyla çağ atlamış durumda. Bu kadar hızlı ulaşmanın sonucu bazen hızlı ayrıklıklara sebebiyet verebiliyor. Birşeyden ne kadar çok olursa değersizleşiyor çünkü.

Bu yazıyı okuyan kaçımızın yukarıda saydığım uygulamaları kullanmıyor. Hepimiz kullanıyoruz. Ama nasıl kullanıyoruz? En iyi profil fotoğrafımız olmalı, en güzel kıyafetle, en iyi mekanda vs.. kendini tanıtmak için birkaç tane paylaşılır ama ta bebeklikten başlayıp, lise, üniversite, askerlik, evlilik.. aşama aşama hepsini paylaşma lüzumu neden görüyoruz? 

Tamam çok güzel bir yemek yemişsin, çok iyi bir araban var, en iyisinden bir saatin var.. ya bunlara sahip olmayanlar.. onlar kendi içlerinden 'keşke' demezler mi.. Evlendin hayırlı olsun, ya evlenmek nasip olmamış arkadaşının hali.. imkanı olmayanlar dışında, bir hasta arkadaşının canı çekmez mi paylaştığın tatlı fotoğrafına veya Paris, antalya, kum, deniz keyiflerini yazarken tatil imkanı olmayan arkadaşının gidememe üzüntüsünü artırdığını.. Ah evet bu yönden düşünmemiştik.

Bir genç arkadaş internet, televizyon, facebook olmadan yaşayamam dedi. Ne için yaşıyoruz, neden yaşıyoruz, amaçlarımız ne bunları düşünmüyoruz malesef. Sosyal insan olalım derken asosyal insan olup çıktık. Herkesin elinde kendi dünyasında, kendi kendine yaşayıp gidiyor. Kaç beğeni aldım, bu ne yapmış, şu kiminle olmuş.. çevremizdeki güzellikleri göremeden, bir kaç kelam edemeden hayata devam ediyoruz. 

Bir yerlerden başlamalıyız diye düşünüyorum. Bir süreliğine sosyal medya hesaplarına bakmasak, ya da hafta 1 kontrol etsek başta. Çevremizdeki bir kişiye daha selam versek. Muhabbet etsek. Yolda giderken öten kuşun sesini duysak. Her zaman geçtiğimiz yoldaki çiçeklerin geometrisine hayretle baksak. Doğan güneş, esen rüzgarı bir kez daha hissetsek. Çok mu zor? Yok yok ben yapamam, instagram'dan kahve keyfi, swarm'dan yer bildirimi, twitter'dan menşınlamadan duramam diyorsan, facebook'tan mezar taşınızı da ayırın derim. Çünkü arkanızdan, hiç görüşmediğiniz, aramaya tenezzül bile etmediğiniz, doğum günlerinizi, doğan bebeğinizi sanal olarak kutlayan arkadaşınız yine sanal olarak 'Mekanı cennet olsun :(' diyecek ve siz onu bi daha göremeyeceksiniz.