29 Aralık 2012 Cumartesi

Az Uyuyarak Çok Yaşamak

Uyku ile ilgili güzel bir yazı. Fani ömürde az uyuyarak çok iş yapabiliriz.

Hamburg şehrinin Vechta kasabasında idarecilerden Frank Kaethler, az sayıda çalışana çok iş düşmesi ve yeni memur almak için, yeterli bütçeleri olmaması üzerine, çalışanları öğle yemeğinden sonra yirmi dakika uyumaya teşvik etme projesi hazırlıyor.

Projeye önceleri şüphe ile yaklaşan memurlar, daha sonra yirmi dakikalık bu kestirmeyi yaptıktan sonra daha verimli çalışmaya başladıklarını ve daha mutlu olduklarını fark ediyorlar. Aslında bu, sünnet olan kaylûledir. Endülüs’te bile köylülerin bu tür izinleri var ve bu İspanya’da 800 yıl yaşayan Müslümanlardan kalma derin izlerden...

ABD’de yapılan bir araştırmada, az uykunun ömrü uzattığı belirlendi. Araştırmaya göre, gece 8 saat uyuyan kişilerin ömrü, 7 saat uyuyan kişilere göre 6 yıl içinde yüzde 12 oranında azalıyor. Araştırma, kanseri önleme çalışmaları çerçevesinde Kaliforniya Üniversitesi tarafından yapıldı. Yaşları 30 ile 102 arasında değişen kişiler üzerinde yapılan araştırmayı yürüten psikiyatri profesörü Dr. Dainel Kripke, “5, 6 veya 7 saat uyuyan kişilerin endişelenecek bir şeyleri yok. Bu insanların 8 saat uykuya ihtiyaçları bulunmuyor. Ayrıca 8 saat uykunun, 6 veya 7 saat uykudan daha iyi olduğunu gösteren bir delil de yok.” dedi. Araştırma uzun uykunun kanser ve kalp rahatsızlığı riskini artırdığını ortaya koyuyor. Ayrıca Fransız uyku araştırmacısı Pierre Fluchaire, Edison’un günde sadece iki saat uyuduğunu söylüyor. “İyi yaşamak için iyi uyku ” ve “Uyku devrimi” kitaplarının yazarları Fluchaire, iki saat uyumasına rağmen Edison’un 84 yıl yaşadığını hatırlatarak, “Az uyku zannedildiği gibi yıpratıcı değil.” diyor. Fluchaire’in kendisi de günde dört saat uyuyor. Bunu sistemli olarak takip ettiği bir metot sayesinde başardığını, aynı yolu izleyen herkesin bu neticeye erişebileceğini yazıyor. Ama işin en önemli tarafı öğle uykusu.. Yarım saat veya 20 dakika öğle uykusu Fluchaire’ye göre gece dört saat uyuyan bir insanı bütün gün zinde tutuyor. Zira öğle uykusundan, beyin hafif uyku halini andıran dalgalar yayıyor, bu dalgalar ise vücudu çok dinlendiriyor.

29 Kasım 2012 Perşembe

Geriye Sayım Başladı

Kaynak: Bu yazı Bengü Özdemir tarafından yazılmıştır. Yazıyı çok beğendim, sizde okuyabilirsiniz.

En son izlediğim bir filmden çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim. Filmin adı “In Tıme” (Zamana Karşı)…

Bir kahve için hayatınızdan 3 saat verir miydiniz? Peki ev kiranızı ödemek için 1 hafta sizce fazla mı? Güzel bir yemeğin bedeli sizce kaç gündür?

25 yaşında yaşlanmaları duracak şekilde genetik müdahaleye uğrayan insanların hayatta kalma mücadelelerini anlatan çok etkileyici bir film, Zamana Karşı… Yaşlanmaları durduysa sorun ne diye düşünebilirsiniz. Sorun şu ki, eğer 25 yaşından sonra daha fazla zaman bulamazlarsa, en fazla 1 sene yaşayabiliyorlar. Zaman bulmak diyorum, çünkü zaman onların aynı zamanda para birimleri. Yani bizler nasıl para kazanıp harcıyorsak, onlar da aynı şekilde zaman kazanıp zamanı harcıyorlar.

2 Ekim 2012 Salı

Hayalimdeki Kütüphane

Fotoğrafı sadece örnek olarak ekledim. Manisada oturuyorum ve merkezdeki halk kütüphanesi en büyük olarak, başkada yok zaten. Halk kütüphanesi Pazartesi - Cuma günleri 08.30 - 18.00, Cumartesi günü 10.00 - 18.00 saatleri arasında açık, Pazar günleri ise kapalı. Kütüphaneye güncel yayınlar dergi açısından gelir gördüğüm kadarıyla ve o kadar da geniş değil alanı. Belediyenin daha büyük ve modern bir yer yapması gerekiyor. Çünkü bazen kütüphane doluyor ve çalışma imkanı bulamıyorsunuz. Kitabevi arasanız içerisinde sadece kitap olan bir yer var, orasıda çok güzel değil. Rahatça oturacak ve araştırma yapacak yeri yok.

Yani anlayacağınız güzel bir kütüphane, kitabevi yok buralarda. Halk kütüphanesi belli bir saate kadar açık, pazar günleri kapalı. İnsanın canı sıkılıyor bunları görünce. Yabancı dizi-filmlerde kolejlerin, üniversitelerin, şehirlerin kütüphanelerini gösteriyorlar imreniyoruz. Neden mesela 7/24 açık bir kütüphanemiz olamıyor, içerisinde insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek herşey olsa, insanlar kütüpheneden hiç çıkmasa. Dediğim hiçte itopik değil. Sen kütüphanelere sınır, hatta kapalı tutarsan, insanlar vakitlerini başka yerlerde dolaşarak, eğlenerek geçirir tabi. Sonra neden insanımız düşünmüyor, neden farklı fikirler çıkmıyor, neden ilerleyemiyoruz soruları vs. Durum ortada.

Saat 5, 6'ta kapanan AVM gördünüzmü hiç, en geç 24:00'de kapanıyor. Tabi eğlenmeye sınır yok ama okumaya sınır var. En azından 24:00 kadar açık olsa ne güzel olur. Modern bir kitabevi olsa, içerisinde çayını, kahveni yudumlayabileceğin, sokağın sesinin gelmediği ve kitap sayfaları arasında kaybolsa insan. Malesef böyle bir kitabevi de yok! Biri çıksada güzel bir kitabevi açsa, içerisinde araştırma yapılabilecek, istediğin kitabı bulabileceğin, içerisinden çıkmak istemeyeceğin bir kitabevi. Harika olurdu.! Açılırsa ilk müdavimi ben olacağımı buradan yazıyorum.

Türkiyede bahsettiğim şekilde kitabevleri belki vardır, bilmiyorum. Eğer yurtiçi veya yurtdışındaysanız bölgenizdeki beğendiğiniz, bahsettiğim şekildede olabilir, kütüphane veya kitabevlerini fotoğraflarıyla ve biraz bilgi vererek bana ulaştırsanız çok sevinirim. Bir gün bende bir kitabevi açmak istersem, şimdiden alt yapıyı oluşturmak var hayalimde.

Kitap tozları arasında kaybolmanız dileğiyle..
mail : duzcizgi1@gmail.com

23 Eylül 2012 Pazar

Abdest Almanın Faydaları Nelerdir ?

Vücutta, emme-basma tulumbası görevini yapan kalp ve damar sistemleri vardır. Bu sistem hayatımızda o kadar açık görülür ki, her an nabzımızı tutmakta ve vücudumuzun en ücra yerlerine kadar kanın pompalanıp taşınmasını sağlamaktadır. Hayatımıza canlılık kazandıran bu sistem, biz hiç farkına varmadan, hayat boyu, Allah deyip atar. Dervişler, "La ilâhe illallâh, La ilâhe illallâh..." ritminin kalp atışlarına denk geldiğini söylerler. İnsan, "La ilâhe illallâh, La ilâhe illallâh" demeye başlar ve vücudu ayakta tutan kanı, bedenin en ücra yerlerine kadar pompalar.

Kanın taşınmasında ise kılcal damarlar vazife görür. Bu damarlar tıpkı su boruları gibidir; su borularının duvarlarının zamanla kireçlenmeden dolayı tıkanması gibi, damarlar da oluşan yağ tabakalarıyla zamanla sertleşir ve görevini yapamaz hale gelir. Bu durumda en çok zarara uğrayacak olan uzuvlar ise, el-ayak parmaklarının uç kısımları, beynin son noktası gibi kalbe en uzak dolaşımının sağlıklı bir şekilde işlemesi gerekmektedir. İşte abdest suyu, buna yardımcı olur ve kalbe en uzak noktadaki kılcal darmarları harekete geçirir. Bu ise, biyolojik olarak kirlenen kanın kalbe geri dönüp temizlenmesi ve yeniden süzülüp o uzuvlara ulaşarak onların canlılığını koruması açısından çok önemlidir. Allah (c.c) abdesti emreden ayetinin sonunda "Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemiyor; fakat sizi tertemiz kılmak ve size nimetini tamamlamak istiyor, umur ki şükredersiniz"[162 Maide, 5/6]

30 Ağustos 2012 Perşembe

Manisa - Avlantı Aile Çay Bahçesi - Bir Gezi Yazısı


Merhabalar!

Bugün İlhami ile beraber Manisa Merkez Ulucami’nin üstünde yer alan,  Spil Dağı’na giden yolun sol tarafında kalan Avlantı Aile Çay Bahçesi’ne gittik. Amacımız Manisa’nın uzun süredir kasvetli olan havasından - özellikle yaz aylarında - bir nebze olsun ferahlamak, Manisa’yı tepeden aşağı seyir etmek, hem de sizleri gittiğimiz yerlerden, gördüğümüz yerlerden haberdar etmekti.

Manisa’da bahsi geçen yerden daha yüksek yerde yer alan bir başka çay bahçesi yok - bildiğim kadarıyla - ve buradan Manisa’yı seyredebiliyorsunuz; hükümet konağı, ulupark, birçok cami ve unutmadan geçmemek gerekir ki her yıl üzerinden mesir saçılan Sultan Cami…

Bahsi geçen çay bahçesi sıradan, ayırt edici bir özelliği yok; bir kısmı yol kenarından aşağıya doğru demirden bir çıkıntı üzerine oturtulmuş. Demir çıkıntının alt tarafında çarpık yapılaşma göze çarpıyor ve kızlı erkekli birkaç çocuk ellerinde cam parçalarıyla güneş ışığını gözümüze yansıtıp bizimle birlikte diğer müşterileri de rahatsız ediyorlar; bunu kendilerine oyun edinmişler.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Uzay ile ilgili site fikri


Çoğu kişi internette ne site açsam diye düşünüyor. Türkiye de olmayan siteler diye google da aratanlar olmuş. Paylaşacağım fikir Uzayla ilgili olacak. Türkiye'de kapsamlı bir Uzayı anlatan, resimlerin videolarına kadar bir site yok. Yani amatör sayılabilecek siteler var onlarda yeterli değil. Sitede yabancı uzay blogları takip edilip, yeni çıkan haberler tercüme edilebilir. Böylelikle güncel haberler sıkıntı olmayacaktır. Uzayla ilgili tüm resimlerde tek bir başlık altında toplanabilir, eğer çeşitlilik varsa kategorilere ayrılabilir. Videolar kısmında filmler, belgeseller ve güncel haber videoları paylaşılabilir. Tabi bunların hepsinde yorumlama sistemi de olursa çok güzel olur. Gökbilim.com var forum olarak, en güncel uzay forumu diyebiliriz. Aslında potansiyel hazır o sitede. Forum ve üyeler var. Portallarını dediğim gibi değiştirirlerse çok daha verimli bir site olacağına inanıyorum.

Türkiye daha Uzaya yönelemedi maalesef. Bir Uzay kanunumuz bile yok. Eski genelkurmay başkanı Büyükanıt 'Nijerya'nın bile Uzay kanunu olduğunu söyledi'. Türkiye napıyor bilmiyorum. Terör yedi bitirdi ülkemizi. Kalkınamadık bir türlü, başka ülkeler engelliyor orası başka ama bir yerlerden başlamalı diye düşünüyorum. ABD, Rusya, Almanya, Çin birçok ülke çalışmalar yapıyor, geliştiriyor kendini. Uzayda karınca gibiyiz. Çok bişey bulunamıyor ama o yolda teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Birçok yeni teknolojiler bulunuyor. Kendi heronlarımızı yönetemiyoruz gerçi, sınırlarımızı o heronlar 7/24 kontrol etse, tek vatan evladı şehid olmayacak ama herneyse konuyu dağıtmayalım.

Bu siteyle birazda geleceğe yatırım yapılmış olacak. Çünkü Türkiye illaki bi zaman Uzayla ilgili çalışma yapılacak, kanun çıkacak, üs yapılacak. İşte o zaman açtığınız sitenin değeri daha da artacak. Bundan böyle Türkçe videolar, belgeseller, filmler çıkacak, makaleler yazılacak. Siz o zaman görün sitenin hitini. Ayrıca sitede eğitici derslerin bulunması, meraklıların siteden çıkmamasını sağlayacak. Dürbün, teleskop alımında yapılması gerekenler, nasıl kullanılması gibi tecrübeli yazarların yazması Türk halkını bir nebze olsun araştırmaya sevkedecektir. Uzay fotoğrafçılığı da fotoğrafseverler için çok iyi olacaktır. Bilgi paylaştıkça çoğalır. Gördüğüm kadarıyla bilgi saklanıyor, tamam bilgi güç ama bencil olmamak gerekli. Web projesi arayanlar bulduklarını fikirleri çalınır korkusuyla paylaşmıyorlar, merak etmeyin hemen herkes yapacak diye birşey yok. O kadar kolay değil bu işler. Buyrun fikrimi paylaştım. İnşallah fikri beğenen ve uygulamaya koyan biri çıkar. İyi çalışmalar...

21 Ağustos 2012 Salı

1x38 İstihbarat - Farklı Boyut


İşlediği cinayetten sonra sorgulanmak isteniyor Hançer, ancak istihbarattanım deyip, üst makamdan izin almanız gerek deyip kurtuluyor. Bu bölümde sorgulanacakken hızlı bir şekilde MİT kanunu çıkmıştı, sorgulanamamıştı en baştaki o geldi aklıma.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Biz sadece Ramazan Müslüman'ı değiliz!

Hadis-i şerifin uyarısı çök önemlidir: -Allah için yapılan ibadetlerin en makbulü, (az da olsa) en devamlı olanıdır!.

Evet, böyle tarif ediyor Efendimiz (sas) Hazretleri, Müslüman'ın en makbul ibadet ve amelini. Az da olsa en devamlı olanıdır!.

Diyelim ki, bir insan Ramazan boyu beş vaktine beş daha ilâve etmiş, sabahlara kadar namaz kılmış, akşamlara kadar da oruç tutmuş. Elinde tesbihini, başında da takkesini eksik etmemiş.. ama bu titizlik ve dikkat, sadece Ramazan ayına mahsus kalmış, Ramazan'dan sonra dinî görevler gelecek Ramazan'a bırakılmış..

İşte bu, Allah yanında en makbul olan tutum değildir. Allah'ın insanlara ihsan ettiği el, ayak, göz, kulak gibi eşsiz nimetleri nasıl sadece Ramazan ayına mahsus kalmıyor, ömür boyu kullanılıyorsa, O'nun emirlerine olan itaatimiz de Ramazan ayına mahsus kalmamalı, ömür boyu devam ettirmeli, son nefese kadar sürdürmeliyiz. Yaşadığımız mübarek Ramazan ayı bize bu alışkanlığı kazandırmış olmalıdır. Bu sebeple de Ramazan ayında kazandığımız iyilik ve ibadet alışkanlıklarımızı Ramazan'dan sonra da firesiz devam ettirme azim ve kararında olmalıyız..

Şayet böyle bir sebat ve sadakat içinde hayatımızı sürdürürsek, Ramazan'ın feyzinden tam istifade edenlerden olduğumuzu düşünebiliriz.. Çünkü aldığımız bu karar, dini hayatımızı firesiz devam ettirme kararıdır. Hayatımızı değerlendirme adına bundan daha mühim bir karar olamaz Ramazan'dan sonra..

17 Ağustos 2012 Cuma

1x37 Hz.Yunus'un Münacatı - Farklı Boyut


Bu bölümde Melek karmakarışık rüyalar gördüğünü anlatıyor. Davud Amca'da Hz.Yunus'un aşağıdaki Münacatını söylüyor.

'Lailahe illa ente subhaneke inni küntü minazzalimin'

Not : Bir kitapta bu duanın Akşam-Yatsı arası 33 defa okunmasının çok değerli olduğu yazıyordu.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Osmanlıca Metinleri Okumaya Giriş E-Kitap


Tüm din adamları derneği tarafından, Tekin Açıkel tarafından hazırlanan bu kitabı, archive.org sitesinde yayınlanmakta. Kitap örnekler vererek çok güzel hazırlanmış. Tavsiye ederimOnline olarak okumak için : http://bit.ly/R1KWQA
Kitabı Pdf olarak indirmek için : http://bit.ly/NoMmRP

Üç Bedava Osmanlıca e-kitap Kaynağı

İnternet üzerinde pek çok site üzerinden az ya da çok Osmanlıca e-kitap indirebilme imkânı bulunuyor. Fakat bunlar arasında üç tanesi ön planda görünüyor:

1. www.archive.org
Bu sitede herhangi bir sınırlama olmaksızın Osmanlıca .PDF formatlı kitapları tüm kullanıcılar indirebiliyor. Buradaki Osmanlıca kaynaklar görebildiğim kadarıyla 1900'lü yıllardan önce basılan kitaplardan oluşuyor. Cumhuriyet dönemi Arap harfli kaynakları da yayımlanmaya başlarsa eşsiz bir hazine olacak. Şu hâliyle dahi bulunmaz nimet. Archive.org'a kullanıcılar da diledikleri takdirde kitap yükleyebiliyorlar. Bu bir avantaj. Yayımlanmış olan kitaplar / kaynaklar için kullanıcıların yorum yapabilmesi, kitaplardaki tarama problemlerini ya da başka iyi ya da olumsuz yönleri dile getirebilmesi mümkün. Bu site Microsoft desteğiyle yayın yapıyor diye biliyorum.

2. books.google.com
Google'ın kitap sitesi. İşi profesyonelliğe döküp amazon.com benzeri bir yapılanmaya gitmeye başlamışsa da ücretsiz indirilebilen kitaplar arasında bulunan Osmanlıca kitaplar epey bir yekûn tutuyor. Kullanıcılar, kimi kitapları tamamen indirebilirken, kimi kitaplarda sadece belirli oranda önizleme yapabiliyor. Arama bölümünden sanki web araması yaparmış gibi kitap metinleri içinde de arama yapabiliyorsunuz. En güzeli Arap harflerini kullanarak arama yapabilme şansımızın da bulunması. Yüklenmiş kitaplar hakkında yorum yapabiliyorsunuz. Eksik olan taraf, kullanıcıların kitap yükleyemiyor oluşu, daha doğrusu ancak yazar ya da yayınevleri gibi, telif hakkını elinde bulunduran kişi ya da kurumlarca kitap yüklenebiliyor oluşu.

3. hathitrust.org
Yazma ve matbu olmak üzere pek çok Osmanlıca esere ulaşabilme imkânı var. Fakat bir kitabı bütünüyle indirebilmek için HathiTrust yapılanmasına üye üniversitelerden birine ait kullanıcı hesabınızın olması gerekmekte. O yüzden Amerika dışındaki kullanıcıların Osmanlıca eserleri bir hamlede indirebilmeleri zor görünüyor. Eserleri, sayfa sayfa görmek ya da sayfa sayfa indirmek mümkün. Telif hakları konusuna burada da dikkat ediliyor.

Son tahlilde, Millî Kütüphane gibi Osmanlıca eserlerin yoğun olarak bulunduğu bir kurumun Osmanlıca her bir sayfa için ücret talep ettiği, bir Fuzuli Divanı'nın bile onlarca liraya mâl olduğu bir ortamda, "elin gâvuru"nun sunduğu bu karşılıksız hizmetler küçümsenemez. Pek çok temel Osmanlıca kaynağı, kitabı bu siteler aracılığıyla ücretsiz, bedava indirebilme imkânı için ancak teşekkür edilebilir. Başta Millî Kütüphane olmak üzere bu gibi faaliyetlerden para kazanmaya çalışan kuruluşlara da bu siteler dileriz örnek olur.

20 Temmuz 2012 Cuma

Hazır mısınız?

Öğleden sonra girdiği odasından, şayet çalışmaktan yorulmuşsa, ikindi namazının vaktinin girmesine yaklaşık yarım saat kadar kala çıkar, aynı katta bulunan odalardan birindeki kanepelerden herhangi birisinin bir köşesine yavaşça oturur ve hasbe'l-kader oralarda kim bulunuyorsa onlarla beş-on dakika kadar hasbihal ederdi. Yeni bir misafir gelmişse, on(lar)a da ''Hoşgeldiniz' derdi bu vesileyle. Birer-ikişer kişi misafir edilirdi o odalarda; birer ikişer günlüğüne. Zaten ikisi koridorun sağında ikisi de solunda olmak üzere onar metrekarelik dört tane oda vardı o katta. İkişer tane kanepe, birer tane çalışma masası ve küçük bir kütüphane bulunurdu her bir odada. Sağdaki ilk odaya kütüphane yerine küçük bir ecza dolabı yerleştirilmişti.

O gün de odasından çıktı.. salonun kıble tarafındaki duvarına baktığında saatin üçü on geçtiğini farketti.. yavaş adımlarla salonu geçti; zaten enine de boyuna da beş-altı adımlık bir oda büyüklüğünde bir mekandı. Salonun kapısını açtığında tam karşıdaki pencereye yaslanmış “evrâd ü ezkar koltuğu”nda genç bir arkadaş kısık sesle Kur'an-ı Kerim okuyordu. Sesi zor duyuluyordu ama galiba Fetih sûresini okuyordu. O tarafa da -eskilerin tabiriyle- şöyle bir nigâh-ı âşina kıldıktan sonra daracık, yarı aydınlık koridorda yürüdü.. ve sol kanatta bulunan odalardan ikincisine girip oturdu. Bir bardak su getirip koydular hemen sağ tarafına. İki-üç kişi vardı odada. Diğer odalardakiler de hemen geldiler. Bu arada ikindi namazının vaktine de yarım saat ya vardı ya da yoktu.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

1x36 Galata Kulesi - Farklı Boyut


Bakın Dünyanın kalp sahası denilen coğrafyalar vardır. Bu coğrafyalar genellikle 30. ve 45. paralel arasındaki bölgelerdedir. Dünya tarihi bu paraleller arasında yer alan ülkelerle belirlenir. Başkentler ve stratejik saha bu paraleller arasındadır. Dünyanın mistik yani metafizik ötesi varlıklar trafiği de burada hareketlidir. (1) Bu bölümde karanlık kişilerin beraber gösterildiği galata kulesi gösterildi. Galata Kulesinin pek çok sırları mevcut. Tv'de gösterilen sadece bir tanesi.
Yinede bahsedilmesi açısından önemli.

1x35 Melek - Farklı Boyut


Melek bu bölümde yine dikkat etmedi ve Deryanın hoşafına kattığı domuzdan yapılan birşeyi farkedemeyerek içti. Sonrasında Davud amcayı ziyaret etti. Ve Davud amca Meleği bu şekilde gördü. Hani manevi olarak kirlenmiş şekilde. Daha sonraki buluşmalarında Davud amca "Hergün yenilenmek lazım, her günah bizde bir iz bırakır. Peygamberimiz günde 70, bir rivayete görede 100 kez istiğfar edermiş. Düşün hiç günahı bulunmayan ve olmayacak olan biri. Ya biz ne yapmalıyız ?."
Allah bizleri her türlü günahtan muhafaza eylesin.

19 Haziran 2012 Salı

1x34 Cebeci - Farklı Boyut


Davud: Bizim dedelerimiz cebeciymiş. Zırh yaparlarmış Osmanlı ordusuna. Cebeci adı ordan geliyor.

Wikipedi: Cebeci Ocağı, Osmanlı ordusunda, silahların temin edilmesi, korunması ve sefer zamanında cepheye götürülmesiyle görevli kapıkulu ocağı idi. Ocağın mensuplarına, Cebeciler denilmekteydi. Kalelere silah ve cephane gönderilmesi, oradaki cephanenin muhafazası, Cebeci Ocağı tarafından gönderilmiş olan Cebecilere aitti. Bu kalelerdeki silah, cephane ve barut gibi harp levazımının muayeneleri ve işe yarayıp yaramayacağının tetkiki, Cebecibaşı tarafından yapılırdı.

9 Haziran 2012 Cumartesi

Osmanlıca Türkçesi - Ders 2

Bu derste okutucu harfleri göreceğiz. Dört tane okutucu harfimiz var.
Elif - He - Vav - Ye

1) Elif okutucusu, önüne geldiği harfi 'a' sesiyle okutur.

 İlk cevaplara bakmadan okumaya çalışalım.

Sağdan sola : Baba - daha - masa - paşa - dama - pala - mama - bak - çay - yap - sar - cam - şal - yay - masal - hakan - saçak - yaprak - bardak - yanaşamaz - saksağan (saksağanda k'dan sonra s'nin diğer bir hali kısa çizgi var sonra elif gelmiş sak-sa-ğan oluyor. Oradaki se nerden geliyor diyenler için)

2) He okutucusu, önüne geldiği harfi 'e' ve bazen de 'a' sesleriyle okutur.

 İlk cevaplara bakmadan okumaya çalışalım.

Sağdan sola : Nane - tane - dede - nene - dere - tepe  - taze - sarma - kasa - başka - tabla - damacana - alaca - batarya

İpucu : Sona a sesi geliyorsa; isimse, he okutucusu kullanılır. Fiilse, elif okutucusu kullanılır.
Kapalı hece yani sonu ünsüz ile biterse 'e' yazılmayabiliyor. Mesela Sen derken s ve n harfleri yeterli oluyor. Açık heceyse yani sonu ünlü ile bitiyorsa 'e' yazılır.

3) Vav okutucusu, önüne geldiği harfi "o,ö,u,ü" seslerinden biriyle okutur.
 İlk cevaplara bakmadan okumaya çalışalım.

Sağdan sola :  Bu - büyük - koku - ölüm - bütün - solunum - üzüm - balon - çocuk - çabuk - konuşuyor - barbunya - marangoz

İpucu: İki vav okutucusu yanyana geldiği zaman biri okunmayabilir. Eklerde okutucu kullanılmaz.

4) Ye okutucusu, önüne geldiği harfi 'ı,i' seslerinden biriyle okutur.
İlk cevaplara bakmadan okumaya çalışalım.

Sağdan sola : Yazı - yıldız - kirpi - kılık - bilir - yakılır - bağır - bilsin - yıldırım - dilim - sığınak - sivri - sinek - saygılı

3.Derste görüşmek üzere :)

23 Mayıs 2012 Çarşamba

1x31 Anlaşmayı Etkileme - Farklı Boyut


Bu bölümde Türkiye ve Ukrayna heyetinin bir anlaşması gösteriliyor. Türkiye için çok önemli bir anlaşmadır. Alternatif İstihbarat Başkanı Tekine Ukrayna heyetinin istekli olduğunu ama işi sansa bırakmak istemediğini, Ukraynalı heyet başkanın beynine girip ne yapıp edip bu anlaşmayı kabul etmelerini sağlamasını istiyor. Tekin kötülere de çalışmaktadır. Telefon gelir ve anlaşmayı engellemesi emri gelir. Toplantıda adamın beynine girer ve adam anlaşmayı kabul etmez.

Tarihte onca savaşı meydanda kazanmış olan bir millet çoğu kezde masa da kaybetmişiz. Şimdi nedenini anladınız mı?

19 Mayıs 2012 Cumartesi

1x30 Bu Ağlamayı Dindirmek İçin Yavru - Farklı Boyut

Melek çocuğun bulunmamasına kendisinin sebep olduğunu düşünür ve pişman olur.

Davut amca, Melek'e Sızıntı Dergisi'nin 1. sayısında, kapağın hemen arkasındaki bu yazıyla da Allah'a yönelmesi için Sızıntı'nın 1. cildini Melek'e veriyor. İşte o yazı ve 1. sayının kapağı...

İyi okumalar...
SENİN için bu yola atıldık. Acılarına ortak olmak ızdıraplarını dindirmek, gönlünü abad etmek için. Bize gönül koyma, aheste - revlik ettik, vaktinde imdadına yetişemedik. Ama inan, sinemizde hep Yakub’un gadri efganı, içimizde Zeliha’nın aşkı hicranını taşıdık durduk. O ab-endam kametinin iki büklüm olduğunu her gördükçe, perişan kâkül’ün gibi kalbimde dağılıp durdu. Buruk boynun ve mahzun bakışların karşısında kaç defa kaddim büküldü, gözlerim doldu. Her feryadıma senin türkünden bir nağme katıp destanını dile getirmek istedi isem de, iniltin içimi yaktı; derdin gözümde büyüdü, içim burkuldu.

HEM de sana el uzatmağa utanıyordum.. Aba-ı kenaiseyye-i hatırlatan cali şefkatimle karşına çıkmağa ar ediyordum zira sana, gözümün önünde kıydılar, zülüflerini tar-u mar edip, bu hale koydular. Beynini söndürürken, kalbini kursağına yedirirken, görmüştüm olup bitenleri ve uzatamamıştım günahk6r elimi eline... Sızlanışına rağmen uzatamamıştım... Kader’in, Faust’un kaderi, ama Mefiston kim? Kim reva gördü bunları sana? Emin bir ülkede idin. Sıcak bir yuvan vardı. Rızkın başının ucunda ve işin yolundaydı. Sonra şu vahşetzare geldin. Geldiğine bin pişman oldun. Ama gelmek elinde değildi. Etrafını büsbütün boş bulup halini aşina kimse göremedin. Asıl efganını sadece sen duyuyordun. Ve koşanlar, midenin ahü vahına koşuyorlardı. Bu günkü canhiraş feryatların, ta o zaman başlamıştı. Ta o zaman terk edilmiştin. Hem de can-feza iken. Sen başkalarının keyif ve eğlencesi olarak elde idin, kucakta idin; bir gül gibi göğüste idin, dudakta idin Ama senin için yapılan şeylerde sana ait olanı bulmak mümkün değildi. Gariptin. Yalnızdın. Ve sahipsizdin.

DÜNÜN bu gününü doğurdu ve bu günün ne olacağı belirsiz yarınlarını hazırlamakta. Yolların ayrımındasın yavrucuk... Şimdi bana müsaade et de, şu badirede Bahadır’ın olayım. Mızrabımı senin için vurup, feryadımı ruhuna duyurayım. Bu fırtına ve bu yangında gerektiği an imdadına koşamadığım için de kaldırım taşı gibi şu mücrim başımı ayaklarının altına koyayım. Ve bütün mücrimler adına senden özür dileyeyim: Bir keyif uğruna varlığına sebebiyet verenleri, etme - kemiğine bağlanıp gönlünü unutanları, bir geçici dem için ebediyetine kıyanları, ruhuna hoyratlık aşılayıp sefaletini hazırlayanları affeyle yavrucuk.

SIZINTI

16 Mayıs 2012 Çarşamba

1x30 Şeytani Çocuk Projesi - Farklı Boyut


Dizinin 20.Bölümünde çıkan Eli sorgulamıştık. 28.Bölümde bu elin Luria'nın Eli olduğunu öğrenmiştik. Amaçlarının genetik teknolojisiyle efendilerinin tekrar hayat bulması için olduğunu öğrendik. Geldik 30.Bölüme..
Hançer eli ele geçirmiş ve bir yolla yurtdışındaki bağlantılı olduğu ülkeye göndermiştir amaçlarının gerçekleşmesi için. Orada bulunan yardımcısı Sami'den telefon alır. Verdiği elin sahte olduğunu, sentetik bir mamul birşeyden olduğunu, bir vitrin mankeninin eli olduğunu söyler. Burdakilerin çok kızgın olduğunu söyler.

O sırada Davud ve temsili Hz.Hızır buluşurlar. Gerçek Luria'nın Elini Hızır ateşe atar ve el yanar.Ve şöyle der; "Onların tuzağı varsa; Allah'ında özel bir koruması var. Kaç defa uçurumun kenarından balyozun altından çekilip alındı bu millet." Davud:"Eğer siz haber vermeseydiniz, şimdi onların elindeydi." Flashbackla değişim sahnesi gösteriliyor. Davud: "Efendim, gerçekten bununla kendi liderlerini mi dünya ya getirecekler di? Hızır: Evet. Sende bilirsin Davud kardeş. Liderlerinin Firavun gibi olmasını istiyorlar. Türlü ilizyonlarla yeryüzünde kendi tanrı tanımaz saltanatlarını kurmak için türlü oyunlar peşindeler. Bu da onlardan biri."

30 Nisan 2012 Pazartesi

Osmanlıca Türkçesi - Ders 1

İlk dersimize alfabe'den başlıyoruz.

Sağdan sola : Elif - elif - Be - be - Pe - pe - Te - te - Peltek se - peltek se - Cim - cim - Çe - çe - Ha - ha - Hı - hı -Dal - dal - Zel - zel - Ra - ra - Ze - ze - Je - je - Sin - sin - Şın - şın - Sad - sad - Dad - dad - Tı - tı - Zı - zı - Ayın - ayın - Ğayın - ğayın - Fe - fe - Kaf - kaf - Kef - kef - Ğe - ğe - Nazal Nun - nazal nuın - Lam - lam - Mim - mim - Nun - nun - Vav - vav - He - he - Lam Elif - lam elif - Ye - ye

Osmanlıca'da elyazısındaki sürat ve pratikliğin temini için, birtakım kısaltmalar ve değişiklikler yapılır.

Bazı harflerin şekli basitleşir.

Bazı harflerin noktaları kalem kaldırmadan yazılır.

Kimi harflerin noktaları ise, kuyruk şeklinde yazılır.

Evet şimdi bu harfleri bir kağıda ezberleyeseye kadar yazıyoruz, pratik yapıyoruz. Sonraki derste görüşmek üzere. :)

29 Nisan 2012 Pazar

1x28 Farklı Boyut - Luria'nın Eli


Geçen yazımızda bu el kimin eli, neden bu kadar önemli diye sormuştuk. Cevabı bu bölümde geldi. El 999 Konstinopol'de yaşayan Luria'nın eliymiş.

Bu bölümde Kobol'un ifadesiyle;

Kobol : Luria zamanında karanlıkların efendisine en yakın kişiydi. O zamanki ismiyle konstantinopol'de yaşıyordu. Olağanüstü yetenekleri vardı. Düşünceleri okurdu. İnsanlara istediğini yaptırabilirdi. Gözleriyle insanları etkisiz hala getirir, hatta yakabilirdi. İspiritzma özelliği vardı. O yüzden idam edilebilmesi için önce gözlerine mil çekilmişti. Sol eliyle dokunduğu kimseler iflah olmazdı. Adeta felç ederdi. O yüzden başı kesilmeden önce sol eli kesildi. O gün orda bulunanlar içinde bizden biri de vardı. Kesilen eli aldı. Mumyaladı ve gelecek için bizler için sakladı. Efendimiz Luria'nın kehanetini ortaya çıkarmak için. Genetik teknolojiyle elinden alacağımız örneklerle o yeniden hayat bulacak. Ve dünyanın bu son günlerinde bizim önderimiz olacak.

18 Mart 2012 Pazar

1x22 '1993' - Farklı Boyut

Bu bölüm de 1993'te fail-i meçhul bombalı suikastte öldürülen bir gazetciden bahsedildi. Sizlere sadece masanın üzerindeki gazeteler hakkında bilgi verebileceğim. Fotoğrafları hala araştırıyorum. Bulabilirsem konunun sonuna ekleyeceğim.


Baran Sungur'un masasındaki gazetelere bir göz atalım.

9 Mart 2012 Cuma

1x21 İnayet Yüzbaşı - Farklı Boyut


28 Şubat kararları sonucu ordudan ihraç edilen eski bir yüzbaşı, İnayet vardır.

Bu bölümde gerçek bir olaydan yola çıkarak kurgulanmış. Gerçek bir olayın dizide gösterilmiş olması çok güzeldi. Dizideki İnayet yüzbaşı gözleme satarak geçimini sağlamaya çalışıyor ve sonunda avukat hanım iade-i itibar için çalışacağını söylüyor. Farklı Boyut ekibine teşekkürler.

Bu olay Zaman Gazetesinde çıkmıştı, meraklılarına;

4 Mart 2012 Pazar

1x20 Manevi Lambalar - Farklı Boyut


Hançer, Melek için bu sefer ışığını söndüreceğim dedi. Melek'te namazın kaçacağını bile bile konsere girdi.  Ve Hançer dizide Melek'in ışığını balyozla parçaladı. Zamanın nereye aktıgını bilemeyeceğimiz olaylari ve aktiviteleri dikkatli seçersek manevi lambalarımızın sürekli yanmasını sağlayabiliriz.

Bu sahne hakkında ne düşünüyorsunuz ?

--

22.Bölüm'de bu olay açıklığa kavuştu.

Davud amca: Evet, bugün tıbbın tespit ettiği maddi bir sürü hastalığımızın kökünde, çok defa tetikleyici olarak manevi bir hastalığımız var aslında.İnsanın içi züccaciye dükkanı gibi kristallerle doludur.Bazen işlediğimiz bir günah, yaptığımız bir yanlış tıpkı dükkanın içine rastgele atılmış bir balyoz gibi etki eder.İçimizdeki bazı ışıklarımızı söndürür.

1x20 Konser Biletleri - Farklı Boyut


Bu bölüm 02.03.2012 tarihinde yayınlandı. Konser biletlerinde 28.02.2012 yazıyor. Dizide 3 gün öncesini göstermiyordur sanırım. Hem bu konser ertesi gün olacaksa dizide tarih 27.02.2012 olması gerekiyor. Bir hata olmalı. Ayrıca Melek bilete bakıp, bu konser baya uzunmuş, namaz kaçacak dedi. Saat bilette 21:00 gösteriyor. Ve yatsı o zamana kadar okunmuş oluyor, evde de kılabilirdi yani. Belki bu kadar incelemek, yanlış olabilir ama paylaşmadan da edemedim. :)

1x20 Enkazdan Çıkan Kutu - Farklı Boyut


Yanan evden çıkan kutunun peşinde mefistoların olduğu söyledi Davud amca. Hançer telefonda Kobol’a kutunun içinde ne olduğunu sordu. Kobol geleceğimiz dedi. Oktay kutunun içinden farklı dilde yazı bulunan bir kağıt ve mumyalanmış bir el buldu. Sizce geleceğimiz dedikleri bu kağıt ve mumyalanmış el, mefistolar için neden bu kadar önemli? O kağıtta neler yazıyor? El kimin eli?





---

Bu sorularımızın cevabı 28.bölümde verildi.


1x20 Tabaka-i Hayat ve Basamakları - Farklı Boyut


Beşinci Boyut dizisinden bildiğimiz temsili Hz.Hızır Farklı Boyut'un bu bölümünde Melek'e yardıma geldi. Davud amca'da farklı bir tabaka-i hayatta olduğunu söyledi gelen kişinin.

Şimdi Mektubat'tan Tabaka-i Hayat ve Basamaklarına bir bakalım;

Birinci tabaka-i hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyettir.

İkinci tabaka-i hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani, bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyet değillerdir. Bazan, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir.

Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder.

Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır.

Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir.

24 Şubat 2012 Cuma

1x19 Kehf 82.Ayet - Farklı Boyut


Bu bölümde şehit olan Cevdet komutan emanetinin korunmasını istedi ve kehf suresinin "ve emmel cidâru" diye başlayan ayetinin diline dolandığını söylemişti. Dizide Kobol'ların sandığı gibi prizden çıkarak yanan ev değil de, arşivden yeri bulunan evin altından çıkacak gibi emanet. Haftaya öğreneceğiz. Cevdet komutanın bahsettiği ayetin Türkçe meali:

"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki, onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar; (bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin şeylerin yorumu." /Kehf 82

Twitter Farklı Boyut resmi sayfada da Kehf 82.ayette bir ipucu olduğu söylenmiş. Meraklılarına..

18 Şubat 2012 Cumartesi

1x18 - 9 ve 313 Sayıları - Farklı Boyut


Farklı Boyut'ta sayı olarak 9, 11 bazen ayet rakamları, saat olarak 9.09 ve 3.13 geçe ara ara görüyoruz. Bu bölümde de 9 nolu kapı ve Sadık'ın 3.13 geçe Melek'in evine gelmesini gördük. 9'un neyi temsil ettiğini çoğumuz biliyoruz sanırım. 313'ün neyi temsil ettiğini kesin olarak bilemiyoruz ama Ashab-ı Bedir'in 313 kişi olduğunu, kitapla gönderilmiş peygamberlerin sayısının 313 olduğunu, Calut'un ordusunu yenen Talut'un ordusunun da 313 kişiden oluştuğunu biliyoruz. Bildiklerimizi birleştirince 9 kötüleri 313 iyileri temsil ettiğini görüyoruz. Bildikleriniz varsa paylaşabilirsiniz.

1x18 Ebced Hesabı - Farklı Boyut


Farklı Boyut'un bu bölümünde ebced hesabına değinildi. İstihbaratçılar Melek'in rüyasında gördüğü yukarıdaki şifreyle bir suikasti önlediler. Bölümde, osmanlıcaya ve ebced'e vurgu yapılması güzel oldu. Unutulan değerlerimizin hatırlatılması izleyenlere öğrenme aşkı uyandırmıştır inşallah.

Yukarıdaki şifrenin cevabıda dizideki şifre bilimcinin ismi Sırrı Sühan.

11 Şubat 2012 Cumartesi

1x17 Jölesiz Hançer - Farklı Boyut


Twitter'daki yetkili Hançer'in Jölesiz oluşunda da bir şifre olduğunu söyledi. Acaba neden olabilir bu? Karanlıklara hizmet edenler bazı zamanlarda Jöle kullanmıyor mu? Jölenin bunlar için önemi nedir ?

9 Şubat 2012 Perşembe

1x16 Medusa'nın Zehri - Farklı Boyut


Dizideki Medusa'nın ifadesiyle : "Bu zehir tenden bendene geçen ve anında kan yoluyla bütün vücuda yayılan bir zehir. Çok kısa bir sürede beyine ulaşır. Vücut biran felç geçirir gibi olur. Zehre maruz kalan kişi hiçbir yerini hareket ettiremez. Bağıramaz, konuşamaz ama korkunç acılar çeker. Sonra da tak diye ölür." Kobra yılanının zehrinden daha zehirli olan bu zehir nasıl birşeydir? Davud amca kitabı eline alınca zehirlendi. Burada ne mesaj verilmek istenmiştir?

5 Şubat 2012 Pazar

1x16 Plaka - Farklı Boyut



Bu bölümde Hançer, Davud Cebecinin araba plakasını not aldı. Ve bu plakadaki sayılar önemli birşey ifade ediyormuş. Sizce ne olabilir ?
34 DVD 1111


1x15 Kağıttaki Dua - Farklı Boyut


Melek, üzerinde bir tutukluk olduğunu ve ibadetlerini aksattığını söylemişti. Davut amca, Melek'e kabz hali diye cevap vermişti ve Melek'e nasihatinde şer güçler insanların boşluklarında boy atar gelişir, düzenli olarak dua ile boşlukları kapatmaya çalışırsan Allah'ta eksik kalan boşluklarını dolduruverir. Öyle olunca da şeytan seni boş işler ile tuzağına çekemez demişti.Ve aşağıdaki duayı kendisine vird edinmesini söylemişti. İşte o dua:

Rabbi eûzü bike min hemezâtiş şeyâtıyni ve eûzü bike rabbi en yahdurun. Anlamı: "Deki:Ya Rabbi,Şeytanların vesveselerinden,onların yanımda bulunmalarından sana sığınırım!.

Müminin Sûresi 97/98

1x15 Berzah Alemi - Farklı Boyut


Ümit ve Emin vefat ettikten sonra gösterilen yer Berzah alemine geçişi temsil ediyordu.

Berzah alemi ile ilgili bilgi:
Dünyada kaldığı sürece bedene bağlı olan ruh, ölüm sebebiyle bir derece serbest kalır. Bedendeyken görmek için göze, işitmek için kulağa, düşünmek için beyne muhtaçken, artık bu aletlerin varlığına gerek duymadan görür, işitir, düşünür ve bilir. Rüyada olduğu gibi. Berzah, 'geçit' demektir ve berzah alemi, dünya ile ahiret arasında bulunan bir 'bekleme salonu'dur. Ruhlar, orada kıyameti ve dirilişi beklerler. 'münker ve nekir taifesinden' olan sorgu melekleriyle karşılaşma, ilk mahkeme, ilk ceza ve ilk mükafat burada gerçekleşir.


Allah hepimizin sonunu hayırlı etsin. Amin!

1x14 KüreGöz Avizecilik - Farklı Boyut



14.Bölümde dikkatimi çeken "KüreGöz Avizecilik" isminin gösterilmesi oldu. Kobol'un gözlerinin kör olması... geçişlerin hep gözlerden olması... Göze dikkat çekildi. Tabi bu göz'ün pek çok anlamı var.

Bir manasını samanyoluhaber'de çıkan bu haberden anlayabiliriz sanırım ; buyrun