Kültür-Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kültür-Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2013 Pazartesi

Zihin Kontrol - Ömer Özyaka

Ömer Özyaka'yı bir röportaj vesilesiyle tanıdım. İstihbarat teşkilatları, filmler böyle şeyler ilgilimi çeker hep. Bu kitapta da öğrenebileceğiniz çoğu şey özetlenmiş. Çok şey öğrendim. Çok güzel hazırlanmış. Herkesin kitaplığında olması gerekir diye düşünmekteyim. Aşağıda kitaptan beğendiğim kısımları yazdım. Kitap için fikir verir belki. Bu konularla ilgilenen biriyseniz, düşünmeden alabilirsiniz. Tavsiye ediyorum.

İnsanların zihinlerine etki, mikro hertz üzerinden bir dalga harekatıyla mümkündür. Bizim dinimiz İslam’ın temelindeki şeytan kavramı bununla çok paraleldir. Şeytan insana istediğini yaptırmak için bir dalga harekatına nüfuz eder. İnsana içki içmesi, zina yapması veya hırsızlık yapması için vesvese verir ve yaptırır. Şeytan, insanı nasıl etkiliyorsa işte kesinlikle dalga harekatı da böyle etkiliyor insanı.. Adam dayanılmaz bir baskı altına giriyor ve o işi yapıyor. İnsanın herhangi bir dalga harekatıyla etkilenmesi kesinlikle mümkündür. Ancak daha önce tekrarladığım gibi yine tekrarlıyorum, normal olarak her beynin düşünce kanalları mahfuzdur, yani şifrelidir. Şifre bulunmadan beyine girilmesi mümkün değildir.

2 Temmuz 2013 Salı

Lüzumsuz Adam - İshak Alaton

Mehmet Gündem'in yazmış olduğu Lüzumsuz Adam - İshak Alaton kitabını bir çırpıda okumuşum. Biyografiler okumak çok güzel oluyor. İnsanın bilgisini ve ufkunu genişletiyor. İlk kitap Lüzumlu Adam'ı da okudum. İshak Alaton'un nasıl biri olduğu, fikirlerini, hayata bakış açısını öğrenmiş oldum. Türkiye'de böyle insanların sayısının artması gerektiğini düşünüyorum. Türkiyeyi, toplumu devamlı düşünen, yenilikçi, demokrasi için elinden geleni yapmış, yapmakta. Ailesinin başına gelenlerde üzücü şeyler ve devletin bir özür borcu var. Kitapta ayrıca Genç adamın yapacakları ve genç yöneticinin yapacakları diye madde madde yazılmış önerileri var. Alınıp okunmasını öneriyorum. Ayrıca kitaptan bazı satırları sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Derin bir nefes al gözlerini kapat.. Düşün !

Daha yolun başında hemen ve hızla net hedefler belirlemek şarttır.

Önceden planlanmamış bir hayat, akıntıda sürüklenen bir sandala benzer. Akıntı seni götürecek yerde, sen hayatına sahip çık ve hayatına yön ver. Geçmekte olan zamanın geri gelmeyeceğini hatırdan çıkarma. Önemli olan, ne kadar uzun yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır. Hayatın zenginliklerine fazla gecikmeden kavuşabilmek için, onları görmen gerekir. Sen bak ve gör… O zaman göreceksin ki bu sana başka bir dünyanın kapılarını açacak…

Hayatın zenginliklerini görebilmek, ancak bilgili olmakla mümkündür. Hayat boyunca kendini eğitmek ve sürekli öğrenmek önemlidir.

İngilizce’nin dışında en az bir veya iki lisan öğrenmen kültürüne geniş ufuklar açacak ve bir “dünya vatandaşı” olmanı sağlayacaktır. Ama ne olur, düşünmeyi öğren, cesurca düşünmeyi..

29 Kasım 2012 Perşembe

Geriye Sayım Başladı

Kaynak: Bu yazı Bengü Özdemir tarafından yazılmıştır. Yazıyı çok beğendim, sizde okuyabilirsiniz.

En son izlediğim bir filmden çok etkilendim ve sizlerle paylaşmak istedim. Filmin adı “In Tıme” (Zamana Karşı)…

Bir kahve için hayatınızdan 3 saat verir miydiniz? Peki ev kiranızı ödemek için 1 hafta sizce fazla mı? Güzel bir yemeğin bedeli sizce kaç gündür?

25 yaşında yaşlanmaları duracak şekilde genetik müdahaleye uğrayan insanların hayatta kalma mücadelelerini anlatan çok etkileyici bir film, Zamana Karşı… Yaşlanmaları durduysa sorun ne diye düşünebilirsiniz. Sorun şu ki, eğer 25 yaşından sonra daha fazla zaman bulamazlarsa, en fazla 1 sene yaşayabiliyorlar. Zaman bulmak diyorum, çünkü zaman onların aynı zamanda para birimleri. Yani bizler nasıl para kazanıp harcıyorsak, onlar da aynı şekilde zaman kazanıp zamanı harcıyorlar.